Tarihçe
Yaklaşık 8000 kadar geriye uzanan tarihiyle İstanbul, çok eski bir yerleşim alanıdır. Günümüzden 5000 yıl kadar önce İstanbul'da yoğun bir iskan başlamış ve bu devirden itibaren kent beylikleri ortaya çıkmıştır. Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar'ca fethinden sonra İslam dünyasının en önemli merkezi haline gelmiştir.
İstanbul ve yakın çevresinde yerleşmiş ilk insan topluluklarına ait izler M.Ö. 6.000'li yıllara uzanır. Yapılan araştırmalarda hem Anadolu, hem de Avrupa yakasında bu topluluklara ait yerleşim alanlarına rastlanmışır. Yarımburgaz Mağaraları, Büyükçekmece, Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos, Fikirtepe ve Ambarlı bu yerleşim alanlarından bazılarıdır.
İstanbul'un üzerinde yeraldığı topraklarda yerleşim tarih öncesi çağlardan beri vardır. Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. Yunanistan'dan gelen Megara'lılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. "Körler Ülkesi" olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanlar Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu.
Roma imparatoru I.Kontantin 330 yılanda Bizantion'u yeni başkent olarak ilan etti. Şehir yeniden inşa edildi ve "Constantinopolis" ismini aldı. I. Kostantin'in döneminde Hristiyan dünyasının en önemli dini ve siyasi merkezlerinden biri haline geldi. Şehir 4. ve 5. yüzyıllar boyunca bazı saldırılara maruz kaldı. Özellikle Got'ların ve Vizigot'ların akınlarına uğradı. 440 yılında Hun imparatoru Atilla şehre saldırdı. 450 yılına kadar Hunlara haraç ödendi. Özellikle 5. yüzyılda İstanbul'da mezhepler arası tartışmalar ve çatışmalar yaşandı ve bunlar bazen ayaklanma veya iç savaşa dönüştü.
476'da Batı Roma'nın yıkılmasından sonra başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparaatorluğu'na dönüşmüş ve böylece İstanbul, bir "Roma Şehri" olmaktan çıkarak doğuya özgü bir Ortodoks şehri haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu için dolasıyla İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcı oldu. Okuma yazma bile bilmeyen selefinin aksine dindar ve eğitilmiş biri olan İmparator I. Jüstinyen döneminde kent mamur bir Ortodoks Hristiyan başkenti görüntüsünü kazandı. Daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle bu dönemde inşa edildi.
İstanbul, Haçlılarla ilk olarak 1096'da tanıştı. İmparaator Aleksios 1071'de Malazgirt'te kaybedilen toprakları alabileceğini umarak bu ilk Haçlıların gelmesine sevindi. Ama Haçlılar buna uymadılar ve 1099'da Kudüs Latin Krallığı'nı kurdular. İstanbul halkı Haçlıları hiç sevmedi ve sürekli tepki gösterdi. Bu arada Haçlı seferleri devam etti ve dördüncü sefer, İstanbul'un işgali ve paylaşılması ile sonuçlandı.
İstanbul'da ikinci Bizans Dönemi, Palailogos Hanedanı'nın 1261 yılında İstanbul'u Latinlerden geri almasıyla başlar. Ama bu dönem boyunca, İstanbul eski önem ve özelliğini bir daha kazanamayacaktır. Latinler tarafından bütün zenginlikleri talan edilen kent,bu süreç içerisinde bir ticaret merkezi olma vasfını da tamamen kaybetmişti.
İkinci Bizans Dönemi aynı zamanda, İstanbul'un Osmanlı'lar tarafından gittikçe daralan bir çembere alınması ve yavaş yavaş fethedilmesi sürecidir. 1373'ten itibaren İstanbul Osmanlı'ya haraç ödemeye başladı. 1393 yılında Sultan Yıldırım Bayezid, 1422'de Sultan II. Murad İstanbul'u kuşattı, ama başarılı olamadılar. Orhan Gazi'den itibaren Boğaz'ın Anadolu yakası Osmanlı'nın eline geçti. Aynı şekilde, 15. yüzyılda bir kaç önemsiz kasaba hariç bütün Trakya da fethedilmiş bulunuyordu. 1453 Mayıs'ında İstanbul'un fethedilmesiyle Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı. Fakat İstanbul için yeni ve parlak bir dönem başlıyordu.
|